Author Archive

Satrancı cesur oynamak

By |

Cesaret… Yaşamınızı her daim macera içinde geçen bir serüvene çevirir. Üstelik bir kez keyfine vardığınızda da kolay kolay geri dönemezsiniz. İsminiz tarihe altın harflerle bile kazınabilir.

Peki cesur bir oyuncu olmak nasıl bir şeydir? Cesur olmak insana neler katar? Bu soruya kısaca cevap vermeye çalışalım.

Cesaret size sürprizlerle dolu bir hayat sunar

Cesur olmak sizi herkesin gittiği yollardan farklı bir dünya içerisine sürükler. Güvenli olduğu bilinen yolların dışında, kendi açtığınız kapılar sayesinde karşınıza sürprizler çıkar. Bir bakmışsınız ki; kazancınız çok daha renkli ve yaşadıklarınız çok daha eğlenceli bir hal almış; cesaretiniz sayesinde, insanlara gösterecek bir çok oyun oynamışsınız.

Deneyimin değerini anlarsınız

Hayat koca bir deneyim alanıdır aslında. Bizler onu belirli kalıplara sokarak tüm renklerini soldururuz. Ancak cesur olduğunuzda herkesin deneyimleyemediği birçok şeyi deneyimleme şansınız olur. Bu da rakibinizle oynadığınız oyunun dolu dolu tadına vararak keyfini çıkarmanız anlamına gelir. Sonucun ne olduğunun değil, ne tür deneyimler kazandığınızın önemi vardır.

Özgürleşirsiniz

Cesur hamlelerin öncesinde yaşanılan duygu korkudur. Bu korkuyu aşabilmek sizi cesur bir satranççı yapar. Sınırı geçtikten sonra ise korkularla yüzleşmenin aslında hiç de zor olmadığının farkına varırsınız. Bundan sonra dünyanın en özgür insanı siz olursunuz… Çünkü, artık hiçbir şey sizi korkutamaz.

Etrafınıza ilham veren biri haline gelirsiniz

“Tarih sadece cesurları yazar.” Cümlesi son derece doğru bir cümledir. Çünkü sizin cesaretiniz bir süre sonra dilden dile dolanmaya başlar ve etrafınızdaki ve hatta sizin tanımadığınız insanları etkiler. İnsanlığa yapabileceğiniz en büyük iyilik cesur olmaktır.

Korkutucu bir rakip haline gelirsiniz

Rakipleriniz oyun sırasında, sizin yapabileceklerinizin sınırını tahmin edemez. Bu da sizin tahmin edilemez oyun tarzınıza uyum sağlayamayacağı için bocalayacağı anlamına gelir. Kontrolü elinde tutamayan rakibiniz ister istemez oyun süresince korku içinde kalacaktır.

Cesaret edemediğimiz için kimbilir ne fırsatlar kaçırdığınızı düşündünüz mü? Öyleyse cesur oynamayı öğrenme zamanı!

Cesur oynarken başarıyı elde etmenin yolu nedir? Sürekli değişen bir strateji içinde bulunmamanız gerekir. Bu hiç bir stratejiye sahip olmadığınız anlamına gelir. Tabii bunu yaparken istikrar ve esneklik arasındaki çizgiyi çok iyi bir şekilde ayırt ediyor olmanız gerekir. Değişimin kaçınılmaz olduğu durumda açık fikirli olmanız gerekir. Fakat bu durumun dışında stratejinizdeki istikrardan ödün vermemelisiniz.

Örneğimizdeki oyun, savaş stratejinizde istikrarlı bir tavır içinde olmanın ne kadar da önemli olduğunu bizlere gösteriyor.

Anand’ın olağanüstü bir performans gösterdiği yadsınamaz, ancak oyun 22. hamleye geldiğinde cesareti bir kenara bırakıp konumunu geliştirmeye çalıştı ve bunu yaparken de tereddüt etmeye başladı. Bu durum onun yarattığı “ya hep ya hiç” stratejisiyle uyuşmuyordu. Oyun stratejisi kişisel tarzıyla çatışma yaşadığından ötürü bocaladı ve rakibine kazanması için gereken imkanı vermiş oldu. Buradan çıkarmamız gereken ders sürekli değişen bir strateji, hiç strateji olmamasından farksızdır.

Hepimiz istikrar ve esneklik arasındaki ince çizgide dengeli bir şekilde yürümeliyiz. İyi bir oyuncu oyun içerisindeki stratejisine inanmalı ve onu sürdürecek cesarete sahip olmalıdır. Tabiî ki bir değişiklik gerektiğinde bunu anlayacak kadar açık fikirli de olmalıdır.

Haydi ne duruyorsun? Hiç zaman kaybetmeden özgürlüğünü ilan ederek cesur hamlelerini satranç tahtası üzerinde oynamaya bir an önce başla ve yaşadığın serüvenlerle insanlara ilham ve rakiplerine korku ver!

Read more »

Yıldırımda seyirci olmak

By |

Satranç her ne kadar olimpik bir zeka sporu olsa da bu durum satrancın aynı zamanda bir sanat olduğu gerçeğini değiştirmez. Satrancı sadece spor olarak algılayan kitle satranca seyirci kazandırmak için hızlı ve kıvrak hareketler sergilenmesi gerektiği gibi bir düşünceyi savunurlar. Oyun temposunun hızlanması her ne kadar daha çok seyirci toplayacağı izlenimini yaratsa da bu durum asla satrancın düşünmeye dayalı olduğu gerçeğini değiştirmez. Düşünme süresi düştüğü sürece oyun kalitesinde de düşüş olacaktır ve izleyiciye beklediği gösteri asla sunulamayacaktır. Çünkü satranç izleyicisi klasik bir spor izleyicisi değildir. Satranç izleyicisi sanat izleyicisidir.

Peki satrançta izleyiciyi cezbeden sanatsal özellikler nedir?

  • İçerdiği fikirlerin akla kolay gelir türden olmaması
  • Birçok farklı katmanda algılanabilme özelliği olması ve değişik yorumlara açık olması
  • Hem sanatçı hem izleyici için yaratıcı algılama gerektirmesi
  • Bir beceri izlenimi vermesi
  • Kendini bilinç ve bilinçaltı arasında veya gerçek ve yanılsama arasında bir oyun olarak göstermesi
  • İçinde işlevsel amaç dışında bir fikir barındırması
  • Taşıdığı anlamın dışında, okunduğu, duyulduğu ve izlendiği yerde insanda ikinci bir anlam ve yorum yaratarak iz bırakır.

Elbette sanatsal özellikleri satrancın oyun formunda yani anlayacağımız dille masabaşı satrançta her zaman yakalamak mümkün değildir. Bununda elbette pek çok sebebi vardır. Spor, belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler olarak tanımlanmaktadır. Oyuncular performanslarını sergilerken sadece sanatsal kaygılarla değil aynı zamanda sportif kaygılarla da hareket ederler ve ortaya tartışmasız bir şekilde çetin bir mücadele koymaya gayret ederler.

Bu nedenle izleyiciye oyunlarda olanları spor otoriteleri yani anlayacağınız dille, yazarlar ve sunucular aktarırlar. Bunu yaparlarken amaçları izleyiciyi eğlendirmek ve oyundaki sanatsal, eğitsel, sportif ve bilimsel noktalara dikkat çekmek ve antrenman materyali yaratmaktır.

Zeka oyunu ile zeka sporu arasındaki farkı yaratan temel noktada işte tam olarak budur ve bu özelliğin kaybedilmesi sportif özelliklerimizi de kaybetmemizi doğuracaktır. Elbette kimse yıldırım ya da hızlı satranç spor değildir diyemez. Ancak 3×3’lük Tic-Tac-Toe’da günümüzde henüz zeka sporu olarak kabul edilmemiştir; sadece zeka oyunudur. Satranç oyun formunda, çözümleme formunda, kurgulama formunda, yazışmalı satranç formunda, free style formunda vb. pek çok branşa sahip olduğu, sanatsal, bilimsel, sportif, kültürel ve entellektüel içeriğe sahip olduğu için olimpik bir zeka sporudur. Bu nedenle zeka sporlarında izleyicinin arayışı hareket değil içeriktir. Nitekim oyunlar ve konumlar genelde antrenman ve eğitim materyali olarak kullanılır.

Burada anlatmak istediğimiz düşünce “yıldırım ve hızlı satranç partilerinin izlenilebilirliği düşüktür” anlamında bir düşünce değildir. Elbette izlenilirliği vardır ama seyircinin arayışı da gözardı edilmemelidir. Otorite olmak sanatsal bir faaliyet olarak algılanmalıdır.

Yıldırım ve hızlı satranç turnuvaları daha büyük oyuncu kitlesini kapsamak ve organizasyon sayısını arttırmak gibi faydalara sahiptir. Organizasyon demek ödüllendirme demektir ki bu da çabanın maddi olarak oyuncuya dönmesidir. Bu nedenle elbette yıldırımın ve hızlı satrancın popülaritesinin artacağı gerçeği yadsınamaz. Buna karşın FIDE’deki ELO’ya dayalı zaman temposu kriterlerinin varlığını da unutmamalıyız. Bu kriterler şüphesiz bazı değerleri muhafaza etmek adına konmuştur.

Şimdi oyunlar hızlanınca ne tür kazalar açığa çıkabileceğine bir göz atalım.

İlk hamlelerdeki müthiş gösterinin hatalı bir hamleyle bir anda hezimete uğraması bence seyirci açısından hayal kırıklığına yol açıyor. Ancak Tartakower’in de dediği gibi “Hatalar tahtanın her yanında yapılmayı bekleniyorlar”. Rekabet sporun özünde var ve hatalar kabullenilmeli. Yıldırımın izlenilirliği olduğu reddedilemez ama izleyici olarak benim aradığım tam olarak bu değil. Benim seyirci olarak beklentim, 23…f4 ve 24…Axf2 gibi müthiş hamleler bulan siyahın gösterisini mükemmel bir şekilde tamamlamasını arzuluyorum. Çünkü olimpik zeka sporları sanattır ve ben bir sanat izliyorum.

Read more »