Satranç

Aybar Karaçay   

Diğer Yazılar:
Kartallar Yüksek Uçar
Türk Dünya Şampiyonları ve es-Sûlî
Satranç ve Kediler
Satranççının Savunması
es-Sûlî’nin Eşeği

 

 

Çeşitli                   

Filozof Mendelssohn (Besteci Felix Mendelssohn'un dedesi) satrancı bırakmış; çünkü bir oyun için fazla ciddi bulmuş, bir uğraşı içinse yeterince ciddi bulmamış.

 Pierre Mac Orlan'a göre ise, dünya denizlerinde başınızdan geçebilecek serüvenlerden daha fazlasını satranç oynarken yaşayabilirsiniz.

 "Satranç, ahmak insanların, kendilerini çok zekice bir şeyler yapıyor sanırlarken, vakitlerini boş yere harcadıkları aptalca bir çaredir." (George Bernard Shaw)

 

"İnsanlar üzerindeki bir bela... Satrançta mutluluk yoktur... Hiçbir satranççı rahat uyuyamaz.” (H. G. Wells)

"Elbette satranç beyinlerin acıklı bir ziyanıdır.” (Scott)

 "Bu aptalca ve çocukça oyundan nefret ediyor ve sakınıyorum... Ve yararlı işlerde kullanabileceğim yerde, onun için boşa harcadığım düşünceler için de utanıyorum.” (Montaigne)

 "Satranç bilimsel yol izleyerek kendi düzeyini bulamaz. Bu yüzden, yaratıcılığımızın yardımı olan yeni bir çabayla, mücadele tekniğini düşüncelerin savaşımına çevirmeliyiz." (Capablanca)

 

"İnsanların yarı-tanrı olduğu zamanlar olmalı - yoksa satrancı bulamazlardı." (Gustav Schenk)

 "Satranç oyuncularının kafasının içine bakabilseydik, orada duygu, imgelem, düşünce, heyecan ve tutku dünyasının tümünü görebilirdik." (Alfred Binet)

"Eğer matematikte bir probleme yeni bir yaklaşım getirirsem, bir diğer matematikçi kendisinin daha iyi, daha zarif bir çözümü olduğunu ileri sürebilir. Ama eğer bir satrançta kendisinin benden daha iyi olduğunu iddia ederse onu mat edebilirim." (Emanuel Lasker)"

 

Satranç analiz sanatıdır." (Botvinnik)

 

 "Eğer satranç bir mücadele ise, Lasker'dir; eğer bir bilim ise, Capablanca'dır; eğer bir sanat ise Alekhine'dir." (Dr. Savielly Tartakower)

 

"Kurallar hakkında önemli olan şey, onları ne zaman bozacağınızı bilmektir." (W. R. Hartston)

 "Satrancın aşk gibi, müzik gibi insanları mutlu kılan bir gücü var." (Dr. Siegbert Tarrasch)

 

 "Satranç oyunu aklın denektaşıdır" (Goethe)

 "Satranç, insan aklının onurunu en çok yansıtan oyundur." (Voltaire)

 

 "Düşünme sanatını yetkinleştirmek açısından yararlı olan rasyonel oyunları çok uygun buluyorum." (Leibniz)

 

Satrançta bir oyuncunun bilip de öbür oyuncunun bilmediği bilgi yoktur. Bu tür oyunlara açık oyun diyelim.

(...)

Satranç ve tavlanın tersine, kağıt oyunlarında genellikle bir oyuncunun bilip de öbür oyuncunun bilmediği bilgiler vardır. Örneğin, öbür oyuncunun elindeki kağıtlar çoğu zaman bilinmez. Demek ki kağıt oyunları açık oyun değildir.

(...)

Satrançta şansın bir dirhem etkisi yoktur (10). En bilgili, en zeki ve en hazırlıklı olan oyuncu kazanır. {IV}

 

Savunma

 

1) Bu saçma görüşe en iyi cevabı, hemen sonraki alıntılarda Prof. Hardy veriyor ve hesaplama gücüne sadece "yedek kuvvet" diyor. Bu güce insandan milyarlarca kez daha fazla sahip olan süper bilgisayarlar, yine de satrançta büyükustaları yenemiyorlar. (İstisnalar kaideyi bozmaz!)

 2) Bu bilgisayarların dikkatsizliğinden söz edemeyiz herhalde.

 

3) Bu saptamanın yanlış olduğunu söylemeliyim. Bilimlerde olduğu gibi satrançta da kamuoyunun beğenisi, uzmanlarınkinden oldukça ayrıdır. Anlama ve değer verme düzeyi de ustalaştıkça artar.

"Satranç öyle bir denizdir ki sivrisinek ondan su içerken fil banyo yapar" (Hint atasözü) {V}

 

4) Sanat eserlerini tek bir boyut içinde, alt-üst düzeyde diyerek sıralamak oldukça zor, çoğu zaman da imkansızdır. Kilise ilahilerinin senfonilere üstün olduğu taraflar da vardır.

 

5) Satranç problemleri yaratıcı beyinlerin ürünü olan kompozisyonlardır. Aynı resimde tablo, müzikte beste, edebiyatta şiir gibi... Bunlar ne kadar önemli (veya önemsiz) ise, satranç problemleri de o kadar önemli (veya önemsiz) dir.

 

6) Satranç irili ufaklı birçok bilim dalından daha bilimsel yöntemler izlemesine karşın, bilim değildir. Bilim olmayan bir şeyin bilimsel düşüncenin genel gelişmesini etkilemesi beklenemez. (Ama "genel" olmasa da, bazı etkileri olduğu tartışılmaz. Örneğin yapay zeka alanında... Kesin bir sayı verilememekle birlikte, bugüne kadar 10.000'in çok üzerinde satranç yazılımı yapıldığı sanılıyor. Satranç yazılımlarında kullanılan yöntemlerin, müzik yazılımlarında da kullanılmaya başlandığını [beste yapmak için] biliyor muydunuz? Bunun neler getirebileceğini düşünelim. On yıl kadar önce Japonlar, yapay kulağa ve yapay göze sahip bir piyanist-robot geliştirmişlerdi; önüne koyulan notaları okuyabiliyor ve ritmini, eşlik ettiği solistin o anki söyleyişine göre değiştirebiliyordu. Bu robotun satrançtaki yazılım yöntemleriyle birleşmesi, başka müzisyenlerle [insan veya makine] birlikte doğaçlama çalabilen yapay bir müzisyeni doğurabilir. Bu gibi çok sayıda örnek vermek mümkün ama görüldüğü gibi hepsi detayda kalıyor, temel bir etki söz konusu değil.)

   Satranç bilimsel yöntemler kullanır ama bilim değildir, sportif özellikler taşır ama spor da değildir. Satranç tam anlamıyla bir sanattır.

Satranç, diyor Tal, oyuncunun hem yazar, hem eleştirmen, hem de baş oyuncu olduğu özel bir olgudur. Bu oyunun beni en çok çeken yanı, aydın kafaların çarpışması, düşüncelerin savaşı ve karakterlerin çatışmasıdır. Satranç, karakter çizgilerini gösteren bir insanlık aynasıdır. {VI}

 

"Sanatı tarif etmeye mecbur olsam oyundur, derim." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)

Bir büyükusta "en güzel oyununuz hangisi?" sorusuna hiç düşünmeden "henüz oynamadım!" cevabını vermiş. Tam bir sanatçı yaklaşımı...

 

Satrancın sanatsal düşünceye etkileri çok daha fazladır. Bu etkilerden payını alan sayısız isimden birkaçı: Prokofiev, Oistrakh, Schumann, Mendelssohn, Bliss, Brodsky, Willmers, Philidor, Duchamp, Daumier, Jacklin, Klee, Skelton, Spenser, Donne, Cowley, Pope, Cowper, Masefield, Graves, Beer, Jennings, Musset, Kandinsky, Gris, Ernst, Man, Bray, Dante, Boccaccio, Chaucer, Goethe, Byron, Keats, Tennyson, Yeats, Browning, Pound, T. S. Elliot, Cannetti, Borges, Tolstoy, Dostoyevski, Mayakovski, Nabokov, Zweig...

 "Sanatçılarla ve satranççılarla olan yakın ilişkilerimden çıkardığım kişisel sonuç, bütün sanatçıların satranççı olmamalarına rağmen, bütün satranççıların sanatçı oldukları." (Marcel Duchamp)

 

 

Felsefecilerin, matematikçilerin, fizikçilerin ("soyut düşünce üstatları, evrenin gerçek bilimcileri"nin) bilimin diğer dallarındaki meslektaşlarını ve birbirlerini küçümsemelerini bir tarafa bırakalım ama kendi alanlarını sanatlarla kıyaslamalarına katlanmak biraz zor. Bilimler de sanatlar da bir bireşime ulaşmaya çalışırlar. Ama gerek bu bireşimlere ulaşmada izlenen yollar, gerekse bu bireşimlerin sonuçları, birbirleriyle kıyaslanmayı imkansız kılacak kadar değişiktir. Sanatta bilimdeki gibi bir analiz yoktur. Bu hangisini üstün kılmalı bilemiyorum.

 "Korkarım açıklama yaptığımda foyam biraz ortaya çıkıyor. Sebepsiz sonuçlar çok daha etkileyici." (Borsa Acentesinin Katibi'nden Sherlock Holmes, Arthur Conan Doyle)

 Satranççılara ama özellikle satranççı olmayanlara, hatta satranç bilmeyenlere Richard Reti'nin, dilimize tek ciltte toplanarak çevrilmiş "Satrançta Büyük Ustalar Modern Görüşler" adlı kitabını önereceğim. Nasıl fizik bilmeyenler Hawking'in kitaplarını okuyorlarsa, satranç bilmeyenler de Reti'yi okuyabilirler!

 

7) Yazar, satranç problemleri ve partilerinin farklılığı hakkında doğru söylüyor. Yine de satranç problemlerinin çözümü (eğer bilgisayarlardan bahsetmiyorsak) sadece hesaplama gücüne dayanmaz. Psikoloji ise, oyuncuların düzeyi yükseldikçe daha da önem kazanır ve üst düzey satrancın belki de en can alıcı noktasıdır.

 

 8) "Korkarım kendimi açıklayamam bayım," dedi Alice, "çünkü ben, kendim değilim görüyorsunuz." "Görmüyorum," dedi tırtıl. (Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll [Sir John Tenniel])

 

 

"Doğru hatanın yanılmış biçimidir."  Bilinen fıkradır; Prof. Temel kurbağalarla deneyler yapıyormuş. "Sıçra!" demiş ve kurbağa sıçramış. Kurbağanın bir bacağını kesmiş, "sıçra!" demiş ve kurbağa daha az sıçramış. Bir bacak ve bir bacak daha kesmiş; kurbağa tek bacağıyla bile "sıçra!" komutunu alınca az da olsa sıçramış. Son bacağı da kesen Temel, yine "sıçra!" demiş, ama kurbağa bu kez kımıldamamış. Temel notları arasına deney sonucunu kaydetmiş: "Bütün bacakları kesilen bir kurbağa sağır olur."

"Bilim", "belki", "ihtimal", "muhtemel", "olasılık", "model", "taslam" gibi sözcüklerden mahrum yetişen kuşaklar (bkz.: Bilim ve Teknik, sayı 316, sayfa 67), her şeyi sınırlı tek bir kümede yargılıyor. Bu kümenin sadece iki elemanı var: "doğru" ve "yanlış".

 Yüzlerce yıl önce Dünya düzdü: gerçekten de düzdü, çünkü bu model "yeterli"ydi. Bu modelin, bugün için bile geçerli olduğu durumlar vardır. Bir şehir, Türkiye, hatta Dünya haritasını kullanırken bile... Daha sonra küresel model kullanıldı. Yüzlerce yıl sonra da belki √5+3i boyutlu, Euclid dışı geometriyle bir model kullanılacak.

Sorgulamayı, eleştirmeyi, gerektiğinde düşüncelerimizi değiştirmeyi ve "şüphe kapısı"nı açık bırakmayı bilmiyorsak, düşünmeyi de bilmiyoruz demektir.

"Eskiden kararsızdım, ama şimdi o kadar emin değilim." (Boscoe Pertwee)

"Beni bilmeyi değil kendi bilinmezliğinizi tartışın." (Yitik Cennet'ten Şeytan)

 

9) Konumuza dönelim: asla "kanıtlamak", "aksini kanıtlamak", "çürütmek" vb. sözcükleri kullanmıyorum. Ama söz konusu deneyler sonucu yapılan çıkarımlar bana son derece ilkel geliyor. Çalışması hakkında (bahsedilen düşüncedir) hemen hemen hiçbir şey bilmediğimiz insan beynini açıklamak için istatistiki deneyler ne kadar yeterli olabilir? Her biri milyonlarca büyük ve karmaşık molekül içeren ve birbirlerine de anlaşılmaz bir karışıklık ve incelikte bağlanmış 100 milyar hücre... Düşünceyi açıklamak konusunda daha felsefi açıdan yeterli bir yaklaşımımız olmadığı gibi, fiziksel olarak da hangi seviyelerde oluştuğunu bilemiyoruz.

Kaldı ki hem bilimadamı, hem de sanatçı için esin perisi genellikle dinlence anında gelir. Daha önce aynı olay için yoğunlaşan düşünceler bilinçaltında aradıkları cevabı bulup beklenmedik bir anda göndermişlerdir sanki.

Deneylerin maç veya turnuva anında yapılmaması bir yana, deneklere satranç bile oynatılmamış. "Beyaz oynar ne olur?" veya "n hamlede mat" türünden sorular sorulmuş. Son olarak deneklerin ustalık düzeyi de kuşkulu. Satrançta zeki ve yetenekli olmak yetmez!

 

 10) Bütün bu söylenenlere karşı çıkılabilecek tek nokta yok. Ama satrançta, masabaşı pratiğinde, "kapalı" sayılabilecek taraflar var. Örneğin Dünya birinciliği maçında, yardımcılarından biri para karşılığı Kasparov'un açılış hazırlıklarını sızdırınca, Karpov arka arkaya 3 parti birden kazanmıştı. Kasparov, bu durumu ilerleyen oyunlarda güçlükle telafi edebilmişti. Ayrıca satrançta da blöf yapılabilen durumlar çıkabilir: özellikle açılış, hücum ve fedalarda. Aynı pokerde olduğu gibi, rakibinizi güçlü olduğunuzda zayıf, zayıf olduğunuzda güçlü olduğunuza inandırabilmeniz size avantaj sağlar. En zeki, en bilgili, en hazırlıklı oyuncu oyunu kazanamazsa, bu da tamamen oyun kuralları haricindeki şans faktörleriyle ilgilidir: rakibin iyi bildiği bir açılış seçme, ev hazırlığına düşme, hastalık, küçümseme, rakibin o gün kötü oynaması vb.

 

Matematikte karmaşık hesaplamalar, genel kuramların bir bireşimidir; oysa satranç kuramı bir soyutlama, gerçek masabaşı deneyimlerinden çıkarılmış bir genellemedir. Tüm satranç kuramının temelinde birincil öğe, masabaşı savaşımı oyunlarıdır. {VII}

 

  1 2 3 4 5