Satranç Gariplikleri
Kasparov Karpova Karşı
Kasparov Dünya Satranç Şampiyonluğu maçına ilk defa 1985 yılında 22 yaşındayken çıktı. Dünya Şampiyonu olabilmek için gerek koşul bir tarafın altı maç kazanmasıydı. Karpov o zamanın dünya şampiyonuydu ve ünvan maçına oldukça hızlı başladı. İlk dokuz parti sonunda skor 5 1/2 : 2 1/2 oldu. Artık herkes Kasparov'un şansı kalmadığına inandığı zaman, Kasparov anladı ki şimdiye kadar uyguladığı oyun tarzı yanlıştı. Maçlara yepyeni bir taktikle, beraberliklerin sayılmamasından da yararlanarak, kuvvetle direnmeye başladı. Kasparov genç olma avantajından yararlanmak istiyordu. Böylece satranç tarihinde eşi olmayan bir beraberlik serisi meydana geldi; 27. partiye kadar olan tüm partiler berabere bitti. Ancak 27. partiyi tekrar Karpov kazandı ve otoritelere göre artık Kasparov'un durumu ümitsizdi. Çünkü en ufak bir hata Kasparov'un sonu olacaktı ve Karpov artık sabırla o şansı bekliyordu. Ancak Kasparov'un taktiği işe yaramaya başlamıştı ve Karpov artık maçların başlangıcıda ki gibi oynayamıyordu. Buna rağmen 31. maçta üstün duruma geçmesi ve kazancı kaçırması onu kötü etkiledi. Çünkü 32. maçı kaybetti. Böylece rakibini 6:0 yenerek 'psikolojik kompleks ' yaratma düşünceleri de suya düşmüş oluyordu. Bundan sonra beraberlik serileri 14 maç daha devam etti ve 47. ve 48. mçlarda Karpov ağır yenilgilere uğradı.
Ancak tam bu sırada FIDE (Satranç Federasyonu) araya girdi ve maçları iptal etti. Buna gerekçe olarak maçların 5 ay devam etmiş olmasına rağmen bitmemiş olmasını gösterdi. Heralde Karpov'un 15 kilo kaybedip hasteneye kaldırılmış olması da etkili olmuştur.
Bu ikilinin birbirine olan duygularınu anlatabilmek için, 1990 yılında yapılan bir röportajdan alıntı;
Der Spiegel:Bir restoranda sadece Kasparov çiftinin oturduğu masada iki boş koltuk bulunduğunu görürseniz, nasıl bir tavır takınırsınız?
Karpov:Günler boyu hiçbir şey yemeden durabilirim!
Simultane Satranç
Sİmultane: >Bir ustanın birçok rakibe karşı aynı andaa oynaması. Buna ait bazı rekorlar şöyledir: 1922 Cleveland Capablanca 103 parti oynamıştır ve sadece biri berabirlikle sonuçlanmış, diğerlerini kazanarak erişilmesi aşağı yukarı imkansız bir rekora imza atmıştır.
>1922 Montreal Marshall +126-8=21,1950 Sao Paulo Najdorf +226-10=14, 1949 San Fransisco Koltanowski +251-3=17, 1977 Den Haag'da Hollandalı usta Böhm 460 parti oynamış. Sonuç +390-21=49 Bu simultane 26 saat sürmüştür!
>Kasparov Türkiye'ye gelip Çırağan Sarayı'nda 29 genç oyuncuyla karşılaşmıştır. Dünya şampiyonu 28 maçı kazanırken, Tamer Karatekin beraberlik elde etmiştir. Karpov ise Umut Atakişi'ye simultane maçında kaybetmiştir.
Körleme
>Tahtasız oyun; tahtaya bakmadan oynanan oyun demektir. Vaktiyle Araplar tarafından oyanan bu oyun tarzı geçen asırda büyük bir gelişmeye ulaşmıştır. P.Morphy tahtaya bakmadan simültane olarak (aynı zamanda ) sekiz, Zukertort on parti oynamışlardır. Bazı (tahtasız) simultane rekorları şöyledir.1902 Pillsbury 21,1919 Réti 24, 1924 Breyer 25, Aljehin oldukça kuvvetli partnörlere karşı +16-5=5 , 1929 Réti +20-2=7, Koltanowski 1933 yılında +20-0=10 !!,Najdorf +39-2=4 ve 1970 yılında 62 Janos Flesch 62 parti oynamıştır.
Satranç ve Aşk
Bir büyük filozofunda dediği gibi: 'Hayat bir oyundur ve gerçek olan tek oyun hayattır.'
"Benim için, satranç hayattır ve her oyunda yeni bir hayat. Her satranç oyuncusu, ömürleri boyunca birçok hayat yaşamaktadırlar. Satranç oyuncuları aktörler gibidirler; bir gün Hamlet bir gün Romeo olurlar. Fakat aktörlerden farklı olarak bir senaryoya bağlı kalmak zorunda değildirler, onlar hem oyuncu hem yönetmendirler. Böylece satranç metaforları ve imgeler gerçek hayatta yol gösterici olarak kullanılabilir. Örneğin bunların aşkta kullanıldığını düşünelim. Satranç oynayan güzel bir adam hakkında anlatılan bir hikayede: Adam, kızın dikkatini çekebilmek için yaptığı tüm uğraşlar boşa gider. Birgün kızın dikkatini çekebilmek için şöyle bir şeyler yazar: 'Sen benim için d8'de ki vezir ve ben de d7 de ki piyonum!!'. Bundan sonra kızın kalbini kazanmış ve mutlu bir yaşam sürdürmüşler. " Gufeld
Satranç ve Futbol
Futbol ile satrancın en büyük farklarından biri; futbolda oynayabilmek için rakibinizin hamlesini beklemek zorunda olmamanızdır. Ayrıca satrançta rakip çok sinirlenip kafanıza piyon fırlatmadıkça sakatlanma riskiniz yoktur. Satrancın ömür boyu oynanabilmesi ise en büyük avantajı tabi ki birçok kişinin başına geldiği gibi altı yaşındaki bir çocuğa yenilmeye, ne kadar taammül edilebilirse. Satrançta rakibinizle oyunu berabere sonuçlanması bakımından rahatça anlaşabileceğiniz halde, bu futbolda şike olarak değerlendirilir. Futbolda her pozisyona müdahele eden hakem yerine, satrançta ki hakemler daha çok yargıca benzetilebilir. Olumsuz tezahurat yönünden ise futbol hakemleri daha şansız heralde

